Sipariş Telefonları:


0 216 671 98 99 / 0530 498 56 56

ALIŞVERİŞ SEPETİ
0 ürün var.
 
Forum

 
En Çok Satılanlar
 

MESLEK MEVZUATI

 

Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği’nden:

SERİ I, NO: 1 SAYILI TÜRMOB BAĞIMSIZ DENETİM MERKEZİ KURULMASINA İLİŞKİN ESASLAR HAKKINDA TEBLİĞİN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASINA DAİR TEBLİĞ (SERİ I, NO: 2)

 

MADDE 1 – 1/11/2010 tarih ve 27746 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Seri: I, No: 1 sayılı TÜRMOB Bağımsız Denetim Merkezi Kurulmasına İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 2 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3 – Bu Tebliğ hükümlerini Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği Yönetim Kurulu yürütür.

 

 

Vergi gelirlerinde artış
 

Sayın Mehmet Şimşek pazartesi günü 2010 yılı bütçe sonuçlarını açıkladı. Bütçedeki gelişmeler genel olarak olumlu. Vergi gelirlerimizdeki artışı iki temel unsura bağladı Sayın Şimşek. Birincisi, yüksek büyüme hızımız. Daha fazla tüketim ve yatırım dolaylı vergileri, daha fazla ithalat da ithalattan alınan vergileri artırıyor.

Vergi gelirlerindeki artışın ikinci nedeni olarak vergi tabanındaki genişlemeye dikkat çekti. Bu gelişme, ilkine kıyasla çok daha önemli. İlki sonuç olarak döngüsel bir gelişme. İkinci gelişme ise, vergi tabanındaki genişleme sürdürülebilirse yapısal bir dönüşümün ilk adımı olabilir.

Daha önce bu köşeye birden fazla kez taşıdım. OECD ülkeleri içinde GSYH'sine oranla en düşük vergi geliri olan iki ülkeden biri Türkiye. Diğeri ise Meksika. Üstelik vergi gelirimizin GSYH'ye oranı ile OECD ortalaması arasında önemli bir fark var. AB ile karşılaştırıldığında ise bu fark daha da fazla. Dahası, bu fark diğer ülkelere kıyasla vergi oranlarımız hiç de düşük değilken oluşuyor.

Türkiye önümüzdeki yıllarda ortalamada yüzde 4.5 dolaylarında bir büyüme hızı yakalarsa, istikrarlı bir şekilde büyümüş olacak. Bu büyümeye karşın, 'statüko' değişmeyecek; son altmış yıllık ortalama büyüme hızı bundan farklı değil. Peki, statükodan memnun muyuz?

Mevcut durumu azıcık eşelerseniz, yine bu köşenin ana temalarından biri karşınıza çıkıyor: Gelişmiş ülkelerin kişi başına gelir düzeyine kıyasla, Türkiye'nin kişi başına gelir düzeyinde son elli yılda pek bir değişiklik olmamış. Yerimizde saymışız. Bu açıdan oldukça istikrarlıyız.

İstikrar ile övünüyorsak, dönüp statükoya bakmamız gerekiyor. Memnun olanlar varsa 'yıldız gibi parladığımızı' düşünebilirler. Üstelik durumu değiştirmek için çaba harcamalarına gerek kalmaz. Memnun muyuz değil miyiz? Değişime kalkışmak için temel soru bu.

Bu soruya 'hayır değiliz' şeklinde yanıt veriyorsak, o zaman statükoyu değiştirmek için çaba harcamamız gerekiyor. Bu değişim için gerekli yapısal reformların bir kısmı kaynak gerektiriyor. Bu çerçevede, Sayın Şimşek'in açıklaması umut verici. Elbette söz konusu gelişmenin sürdürülebilir olması ve yaygınlaştırılması koşuluyla.

Pazartesi günü Ekim 2010'a ait işsizlik verileri de açıklandı. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı Nisan 2009'da yüzde 14.8'e sıçramıştı. Ekim 2010'da yüzde 11.6'ya gerilediği açıklandı. Bu oldukça olumlu bir gelişme. Bir diğer olumlu nokta ise son aylarda yüzde 12 dolaylarında bir atalet kazanmış gibi görünen işsizlik oranının bu kritik değerin belirgin biçimde altına düşmüş olması.

Bu iki olumlu gelişmeye karşın, işsizlik oranı kriz öncesindeki düzeyinin hala 1.6 puan üzerinde. Kriz öncesinde de düşük değildi işsizlik oranı. Tarım dışını ve gençleri dikkate alırsak işsizlik oranı daha da yüksek. Türkiye'nin uzun vadedeki en önemli sorunlarından biri bu.

Bu sorunu çözmenin yolu da statükoyu değiştirecek adımları peşi sıra atmaktan geçiyor. Hem işgücüne olan talebi artıracak yatırım dostu ortamı yaratmak gerekiyor. Hem de işgücünün nitelik düzeyini yükseltici çabaları yaygınlaştırmaya ihtiyaç var.

Türkiye'nin bu nedenle de vergi gelirlerini artırması gerekiyor. Umalım ki 2010'daki gelişme devam etsin.

 

 

2011 YILINA GİRERKEN UNUTMAMANIZ GEREKENLER!        

 
   

        Yeni yılda; aşağıda maddeler halinde özetlediğim hususlara dikkat etmeleri halinde, Firmaların, İşleri daha sağlıklı yürüyecek, gereksiz yere idari, mali para cezaları ve cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalmayacaklardır.

 

1-İşyeri KİRA Ödemelerinizi tutarı ne olursa olsun, BANKAYA yatırmak zorunda olduğunuzu,

 

2- Sigortalı çalışanınız varsa her ay muhasebeden gelen Sigortalı Hizmet Listesini, İşyerinde uygulanan ASGARİ ÜCRET yazısını, görünür bir yere asmayı ve bordroyu imzalamaları gerektiğini,

 

3- 10 kişi çalışan işyerlerinde işçilerin ücret ödemeleri bankadan üzerinden yapılacağın,

 

4- Perakende satış fişi, yazarkasa fişi, fatura vb. belgelerin düzenlememenin tespit edilmesi halinde ,Özel Usulsüzlük Cezası ile muhatap olacağınızı,

 

5-Satış yapılan her gün yazarkasadan günlük z raporu ve ayın son günü ise aylık z raporu almayı,

 

6-Her mal alımı ve diğer masraflarınızın faturalarını ve ödeme makbuzlarını almayı varsa gider pusulası ve müstahsil makbuzlarını düzenlemeyi,

 

7-Sattığınız malın işyerinizden başka bir yere sevkinde fatura düzenlemiş olsanız bile sevk irsaliyesi düzenlemek ve mal ile birlikte(kargo şirketi ile gönderseniz bile) sevk etmek zorunda olduğunuzu, Ancak Satış iş yeri teslimi ise faturada bunu belirtmek koşulu ile sevk irsaliyesi düzenlemek zorunda olmadığınızı,

 

8-Verilen ve alınan çeklerin listeleri ve banka hesap hareketlerini içeren ekstreleri ve kredi kartları sliplerini ,pos gün sonu raporlarını ve bankalardan gelen kredi kartı üye işyeri hesap özetlerini muhasebe ye aylık evraklarla birlikte vermeyi,

 

9-Her ay mal ve hizmet alımı ve satımı yaptığınız kişi ve şirketlerden Cari Hesap Ekstresi almayı, vermeyenleri ikaz ederek mutlaka istemeyi,

 

10- Tüm evraklarınızı eksiksiz muhasebeye teslim etmeyi, Geç gelme olasılığı olan faturalarınız varsa önceden uyarmayı, acil olarak göndermelerini sağlamayı, Zamanında teslim edilmeyen evraklardan Ba Bs formlarının bildirilmesinden doğabilecek sorumluluk size ait olduğunu, Yanlış ve eksik bildirimde bulunmanın mali cezasının olduğunu,

 

11-Dönem sonlarında işyerinizdeki emtiaları saymak, tartmak, ölçmek suretiyle tespit etmeyi, (V.U.K.ilgili amir hükümlerine göre) ve oluşturulan envanter listelerini mutlaka imzalı olarak muhasebeye vermeyi, 

 

12-Adres değişikliği, iştigal konusu değişikliği, kira kontratlarında değişiklik, şube açılış ve kapanış işlemleri gibi, işlem ve değişiklikleri olay gerçekleşmeden önce muhasebeye bildirmeyi, Aksi halde cezai işlemlere maruz kalabileceğinizi,

 

13-Bir takvim ayı içerisinde 8.000,00 (SEKİZBİN) TL ve üzerindeki alım faturalarını AÇIK FATURA şeklinde düzenlettirmeyi, yine satış faturalarını AÇIK FATURA şeklinde düzenlemeyi, Bu faturaların ödemelerini mutlaka ÇEK, BANKA HAVALESİ ve EFT’Sİ veya POSTA ÇEKİ ile yapmayı veya tahsil etmeyi,

 

14-Firmanız şirket olarak (limited şirket,anonim şirket vb.) teşekkül etmişse mal ve hizmet alımlarınızda şahsi kredi kartınızı kesinlikle kullanmamayı ve kullandırmamayı, Kullandığınız takdirde Kurumlar Vergisi mevzuatına göre diğer şartlarla birlikte Örtülü Sermaye niteliği kazanabileceğini, Örtülü Sermaye nedeniyle firmanız, vergi idaresi karşısında açıklanması zor bir durumda kalabileceğini, Şirket borçları ve çeşitli ödemeleri mutlaka şirket tarafından yapılması gerektiğini, 

 

15-Firmanız ortaklarının yakın akrabalarına, çalışanlarına, onların ve şirket ortaklarının ortak oldukları başka şirket ve kurumlara ve buna benzer ilişkili kişilere yapılan mal ve hizmet satışlarında diğer müşterilerinize uygulanan fiyat ve ücreti uygulayarak fatura düzenlemeyi, Sayılan bu ilişkili kişilere emsal bedelin altında ve üzerinde yapılan satışlar firmanızı örtülü kazanç durumuyla karşı karşıya getirip vergi idaresinin firma kayıtlarını inceleme sonucunu doğuracağı gibi bunun neticesinde de cezalı tarhiyat yapılmasına ve vergi denetim elemanları tarafından cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunması durumuyla karşı karşıya kalacağınızı,

 

16-Firmanızın resmi banka hesaplarından, başka kişiler için kredi-hatır çeki-pos cihazınız kullanmamayı, Bu tip işlemlerinde firmanızı ve banka hesaplarınızı aracı olarak kullandırmamayı, 

 

17-Firmanızın resmi banka hesaplarından şahsi ödeme ve tahsilâtlarınızı yapmamayı, Firmanıza ait çekleri, özel şahsi harcamalarınızda kullanmamayı,

 

18-Vergi Dairesi ve SSK’dan gelip sizlere tebliğ edilen resmi yazıları ve bildirim zarflarını üzerlerine tebliğ tarihini yazarak anında muhasebeye iletmeyi,

 

19-İşçilerinizin işe giriş tarihlerini işçi işe başlamadan EN GEÇ 1 GÜN ÖNCE muhasebeye bildirmeyi,

 

20-İşçilerin işten çıkış tarihini OLAY TARİHİNDE muhasebeye bildirmeyi,

 

21-İşe aldığınız işçilerin mutlaka PERSONEL ÖZLÜK DOSYASINI imzalamalarını ve gerekli olan belgeleri (ikametgah, nüfus cüzdan fotokopisi, diploma örneği, adli sicil kaydı, vukuatlı nüfus cüzdan örneği, sağlık raporu ve 2 adet fotoğraf ) tamamlatmayı,

 

22-İstifa eden işçilerden İSTİFA ve İBRA DİLEKÇESİ almayı,

 

23-)İşçi çıkarmalarda işten çıkarılan işçi kusurlu ise (işe geç gelme,işe gelmeme,hırsızlık, taciz v.b) durumu mutlaka tutanakla tespit edip çıkarılan işçiye ve şahitlere imzalatmayı ve böyle bir durumun mevcudiyeti halinde mutlaka Mali MÜŞAVİRİNİZLE  irtibat kurmayı, 

 

24-Mevcut çalışan işçileriniz eve daha sonra işe girecek olan tüm işçilere AİLE DURUM BİLDİRİMİ formunu doldurtup(yıl içinde aile de durum değişikliğini de) en kısa zamanda muhasebeye göndermeyi, 

 

26-Her ayın son iş günü SSK ve BAĞKUR ödemeleriniz olduğunu,

.

27-İşyerinizde Vergi Levhanızı, mutlaka görünür bir yere asmayı, 

28-Yazar kasa kullanıyorsanız Yazarkasa Levhanızı mutlaka görünür bir yere asmayı,

 

  MUHASEBE MESLEĞİ ve ÇÖZÜMLENEMEYEN TAHSİLAT SORUNUNA BİR BAKIŞ 

 
   
       Uzun yıllardır muhasebe mesleğinin en temel sorunu olan tahsilat konusu ile ilgili Türmob, Mali Müşavirler Odaları ve meslek mensupları, bu güne kadar farklı çözüm önerileri ve görüşlerini her ortamda kamu oyu ile paylaşmışlar, ancak, konuya ilişkin bugüne kadar bir arpa boyu yol alınamadığı gibi, gelecekte somut yöntemler ve çözüm öneri geliştirilemezse sorun dünden bugüne ve akabinde yarınlara çok daha büyümüş olarak devir olacaktır. 


Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Antalya, Kayseri, Kocaeli, Adana, Konya, Gaziantep, Afyonkarahisar, Çanakkale, Ordu, Bilecik, Çankırı, Keşan, Akşehir, Bartın, Bodrum, Alanya, ……. ve diğer illerimizin SMMMO Odaları internet siteleri ve forum siteleri aracılığı ile Oda Kurulları ve kayıtlı üyelerinin konuyla ilgili yaptıkları paylaşımlarda ve Alo Maliye bilgilendirme paylaşım sitesinde yapılan yazı ve paylaşımlarda meselenin çözümüne yönelik; 

-Muhasebe ücretlerinin, müşterilerin banka mevduat hesaplarına getirilecek otomatik sistem üzerinden ödenmesi,

-Banka, K.Kartı veya çek yoluyla tahsilat şartı getirilmesi,

-Maliye Bakanlığı tarafından tahsil edilmesi,

-Odalar tarafından tahsil edilmesi,

-Maliye Bakanlığı tevkifatı yoluyla tahsil edilmesi,

-3568 Sayılı yasa ile çözülmesi,

-Bankacılık sistemi ile otomatik ödeme mecburiyetinin getirilerek tahsil edilmesi,

-Ücretin nakden ve peşinen alınması halinde hizmetin verilmesi,

-Meslek mensuplarının ücretlerinin vergi daireleri tarafından açılacak bir vergi kodu ile tahsil edilmesi ve meslek mensuplarının vergi dairesine sunacağı resmi liste ile paralarını maliyeden almalarının sağlanması,

-Borcu olan mükelleflere borcunu ödemezsen işlem yaptıramazsın denilmesi,

-Tüm ücret ödemelerinin odalar bünyesinde kurulacak banka hesaplarına yatırılarak odalarca tahsil edilmesi,

-Sorunun Maliye Bakanlığı tarafından yasal düzenleme yapmadan çözümlenemeyeceği 

gibi temelde birbirine benzeyen pek çok çözüm önerileri olduğu görülmektedir. 

Bir an için, tahsilat sorununun muhasebe mesleğinin dışında Avukatlık mesleği, mühendislik mesleği, hekimlik mesleği, mimarlık mesleği gibi hizmet sektöründe faaliyet gösteren diğer sektörlerde nasıl çözümlendiğine bir bakalım; 

-          Hiçbir avukat, müvekkilinden tahsil edemediği alacağını tahsil etmek maksadıyla;  

-Baro yada Adalet Bakanlığı’ nın yardımına başvurmaz.

-Tahsil edemediği alacağını Baro tahsil etsin, Adalet Bakanlığı tahsil etsin, demez.

-Müvekkileri bankada otomatik ödeme talimatı versinler demez. 

-          Aynı şekilde, Hiçbir mühendis, hiçbir hekim, hiçbir mimar da;  

-Tahsil edemediği alacağının tahsili için odası yada bağlı bulunduğu ilgili bakanlık aracılığı

 ile tahsil yollarına başvurmaz, 

-          Yine, Ticaret yapan bir işletme de;  

-Müşterisinden tahsil edemediği alacağı için, bağlı bulunduğu oda ya da Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’ nın yardımını talep etmez. 

Mal ve hizmet teslimlerinde tahsil edilemeyen alacakların ne şekilde tahsil edileceği yasalarla açıkça belirlenmiştir

Peki, muhasebe mesleği dışındaki hiçbir sektör ve alanda benzeri görülmeyen bir talep ve arayışlara girilmesinin nedeni ve manası nedir. Bunu tüm meslek mensuplarının ciddi ciddi düşünmeleri gerekmektedir. 

Maliye Bakanlığımız, kendi alacaklarının tahsilinde sıkıntı yaşarken, birde bizlerin alacaklarını ne şekilde tahsil eder. Tahsil etse de bize bunun geri dönüşü ne şekilde ve ne kadar zamanda olur. Vergi Dairelerinde İade ve mahsup işlemlerine ilişkin işlerin ne kadar sürede sonuçlandığı hususundaki değerlendirmeyi bu mesleği yapan meslek mensuplarına bırakıyorum. 

Alacağımızın tahsilinin bizim dışımızdaki başka kişi ve kurumlarca yapılmasını beklemek yerine, oturup biz bu günlere nasıl geldik, bu sorunu nasıl ve neden yaşıyoruz sorusunu kendimize hep birlikte sormalıyız. 

-Benim bu hususdaki şahsi değerlendirmem, meslek mensuplarının yoğun iş temposu ve angaryalar nedeniyle ofislerinden çıkamamaları, müşterilerine tahsilat için gidememeleri sorunun kaynağını oluşturduğu şeklindedir. 

Nasıl mı,  

Bir düşünelim, çok uzaklara gitmeye hiç gerek yok, kısa bir süre öncesine kadar;  

-Tüm beyannameler devlet malzeme ofislerince basılıp odalar ve vergi daireleri aracılığı ile meslek mensuplarına dağıtılmıyor muydu,      

 

spk sınavı muhasebe kursları | yds sınavları | ingilizce kursları | toefl kursu